İK Uygulamalarında Yetenek Yönetimi – İTÜ İMK YBK 2011 Paneli

2006-2007 yıllarıydı sanırım İstanbul Teknik Üniversitesi Yönetim Bilimleri Kongresi’ni duyduğum zamanlar. Merak etmiştim; güzel bir program çıkartmışlardı, katılsam keşke demiştim ama zamanlama açısından uygun değildi zira çalışıyordum.

Yönetim Bilimleri Kongresi, İTÜ İşletme Mühendisliği Kulübünün ilkini 2000 yılında düzenlediği birçok konu ve konukla birlikte yapılan geniş çaplı bir gelişim organizasyonu. Detaylarına şuradan ulaşabilirsiniz : http://www.ybk.org.tr

Yıl 2011, 12.si düzenlenecek olan İTÜ YBK için benim de bağlı olduğum Türk Telekom İnsan Kaynakları Strateji ve Yetenek Yönetimi Direktörü olan Sn. Savaş USTA davet edilmişti 10 Mart 2011 Perşembe günü düzenlenecek olan “İnsan Kaynakları Uygulamalarında Yetenek Yönetimi” paneline. Savaş Bey’in bir işi çıkınca, topu bana atmak durumunda kaldı. Hem şaşırdım hem de heyecan duydum. Birkaç yıl evvel gidip, dinlesem, istifade etsem dediğim organizasyonda panelist olma durumum ortaya çıkmıştı. Yetenek Yönetimi son yıllarda önemli bir husus haline geldi, geliyor, gelmeye de devam edecek. Gündemde daha fazla yer bulacak ve sadece insan kaynaklarının değil zaman içerisinde tüm fonksiyon yöneticileri ile şirket yönetim kurullarınca da konuşulacak ve önemsenecek bir konu haline gelecek.

Türk Telekom tarafından benim katıldığım panelde çok değerli isimler de yer aldılar ve konuşmalarını yaptılar. Sn. Yiğit Oğuz DUMAN (Tellcom İletişim Hizmetleri Genel Md. Yardımcısı) , Sn. Birsen ÇEVİK (British American Tobacco İnsan Kaynakları Direktörü) ve Sn. Ülker YILDIRIMCAN ( İş Bankası Yetenek Yönetimi Bölüm Müdürü) ile birlikte keyifli bir bir saat geçirdik. Genç arkadaşlara şirketlerin uygulamaları anlatılırken; ben ise biraz daha bu işin neden var olduğunu, neden önemsendiğini ve ne gibi gelişmelere hazırlıklı olunması gerektiğinden bahsettim.

Panel sonunda Lösev’in bardağı ve bebeği ise anlamlı bir hediye oldu.

Keyifli ve güzel bir organizasyon oldu. Buraya da not düşmek istedim.

Reklamlar

Önünü Göremeyenler Kulübü!

Sinemaseverler için 1999 önemli bir tarih. 99’da Fight Club ile gözler farklı açılırken, 2011 ‘de ise Kaybedenler Kulübü ile Türkiye’de sinema izleyicileri farklı bir konsept ile karşılaştılar. Kulüpler önemli gruplardı hep, hala da öyle.  Öte yandan örgütsel bağlılık için büyük şirketlerde kurulan aktivite kulüpleri de son yıllarda artıyor. Kariyer ile uğraşan İnsan Kaynakları ekiplerinde ise farklı bir kulüp gündemdedir hep.. Önünü Göremeyenler Kulübü.

“Önümü göremiyorum!”

Kariyer yolları açısından istenilen dahası arzulanan bir kurgunun işlemediğini, işleyemeyeceğine dair negatif bir düşünceyi de beraberinde taşıyan bir düşüncenin dışa vurum cümlesidir “önümü göremiyorum”

Bu cümleyi müteakip seyredecek olan cümleler; ücret dengesizliği, yan hakların verimsizliği, iş ortamındaki demotive edici unsurlar, yöneticinin yetersiz profili, işin rutinliği ve gelişim fırsatlarının bulunmayışı şeklinde açığa çıkmaktadır. Atmosfere her gün defalarca kez yayılan bu düşünceler gaz-toz bulutu halinde farklı tepkimelerle farklı çıktılara neden olabilmekte. Bu çıktıları İK dilinde; turnover oranı, çıkış mülakatı ve ücret-pozisyon yapılandırması, terfi, rotasyon gibi ifadeler ile yakalayabiliriz. Okumaya devam et Önünü Göremeyenler Kulübü!

Ink : Biz Uyurken Neler Oluyor?

Filmlerin pahalı prodüksiyonlu, ünlü oyuncularla bezeli olmasına oldum olası mesafeli oldum. Para ile değil, kafa ile yapılması gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla mesaj verebilen, bir derdi olan, düşündüren, sorgulattıran filmleri oldum olası sevdim.

Benim için önemli olan bir kaçı; The Matrix, The Lord of the Rings, Truman Show, Pulp Fiction, The Green Mile, Forrest Gump, V for Vendetta, Garden State, Brave Heart, Eternal Sunshine of the Spotless Mind…

Bu tarz filmlerden biri de Ink filmi. 2009 yapımı, düş ile kabusun savaşımı gibi diyebiliriz özetinde. Mürekkep diye çevirebileceğimiz bu filmi izledikten sonra çok etkilendiğimi söylemem gerek. Psikoanalitik terapi metodolojisinde kullanılan Rorschach Mürekkep testini anımsatmıştı ilk duyduğumda. Özellikle tematik çok fazla öğe yer alıyor filmde. Yönetmen Jamin Winans’ın farklı dinlerdeki rüyalar, hayaller ve metaforlara ilişkin iyi araştırma yaptığını söyleyebilirim.

Başlarında anlaşılması güç bunu kabul edelim. Ama ilerledikçe, sabrettikçe açılan ve kendi akışına sizi de alan bir film haline dönüşüyor. Beyaz yakalı insanların, modern insanın hayatına, çatışmalarına, rüyalarına, gecesine ve gündüzüne güzel bir bakış attığını söyleyebiliriz.  Yüzüklerin efendisinde yüzüğün gitmesi gerektiği yere ulaşması için nasıl karmaşık bir mücadele veriliyor, bir ekip kurulup 3 film süren bir serüven oluyorsa; Ink’te de hoş ve masalsı yolculuğa tanıklık ediyoruz. Şöyle ki; Okumaya devam et Ink : Biz Uyurken Neler Oluyor?