Uçma Derdi…

İşimiz gereği yurdun çeşitli yerlerine uçuşlar yapıyoruz. Uçaklarda geçirdiğimiz zamandan ziyade öncesi ve sonrasına ilişkin ciddi bir şekilde heyecan ve telaşlı haller yaşamaktayız. Uçuştan 1 saat önce havaalanında olmak, bunun için ise ortalama 1 saat öncesinde yola koyulmak gibi telaşlar sebebiyle uçmanın evvelinde 1,5 ile 2,5 saat aralığında değişen stresli ve tempolu bir süreç yaşıyoruz.

Bu tempolu zaman çoğunlukla mesai öncesi yada sonrası gibi fiziksel ve zihinsel açıdan da zinde olunmayan durumlarda yaşanıyor. Stresli bir dizi işlemden de öte modern insanın soyunmasını gerektiren ( ki hakkaten çiledir) 2 güvenlik noktası apayrı bir durumdur. Kemer, cüzdan, cep telefonları, bozuk paralar, notebook derken tüm bu sürecin en çileli anlarını yaşarız. Öyle ki; “X-Ray’den ben geçeyim de olsun bitsin” dersiniz içinizden. Ardından; uçağın kalkacağı kapınızı bulmak; oraya gitmek, sırayla şanslıysanız körükten değilseniz otobüsle uçağa geçiş işlemleri birbirini takip eder. Fabrikasyon üretimi tavukların kesim işlemi gibi ard arda dizilir, yapılması gerekenleri harfiyen yaparız.

Körükle doğrudan uçağa geçebiliyorsak şanslıyız. Yok, alt kata inip beklemek suretiyle gelen otobüsle uçağa götürüleceksek çile devam eder.  Her daim buzhane gibi soğuk olan ve iğrenç kokan (sebebini çözebilmiş değilim, belki aralarda et taşıyorlardır) bu otobüslerde (nedensiz ve sebepsiz yere) geç gelen yolcu beklenir. Yani, aracın alabileceği 50-60 kişi otobüstedir ama hep sona kalan o 1-2 kişi beklenir. Can sıkılır, of’lanır, puflanır. Genellikle şoför de yerinde değildir. Yer hizmetlerinden sorumlu biri ortalıkta gözükmez, çünkü gözükürse otobüs içinden birisi isyan bayrağını açıp, bağıra çağıra isyan edecektir. Bu durumu daha önce tecrübe etmiş olan yer hizmetleri görevlileri gözükmez, otobüs içindeki yolcular da saf saf bekler. Zira beklemekten başka yapacak bir şey yokturdur. 2 sefer yaparak uçağı doldurma mantığını anlamak mümkün değildir. Nitekim, otobüs sizi uçağa götürdüğünde de önden fırlayıp uçağa giremezseniz, penguenler gibi yavaş yavaş ilerler, ilk girenlerin bavullarını ve çantalarını baş üstü dolaplarına yerleştirmelerini beklersiniz. Halbuki; 10-15 kişi alıp, peyder pey götürmek gibi bir tercih ile hareket edebilirler pekala. Her zaman değil; ama kimi durumlarda çok efektif olabileceğini düşünüyorum.

Her neyse; o iğrenç kokuya ve soğuğa dayanıp uçağa geldiniz diyelim. Hunharca bir savaş başlar içeride. Eşyalarınızı sokuşturacak bir yer arayışı, plajda bedava şezlong aramaktan, hipermarkette ürün tanıtımına yaklaşmaktan daha cevval bir durumdur. Elinizdeki çanta, bavul artık her ne ise, bir an evvel oturacağınız koltuğa en yakın yere yerleştirebilmek temel unsurdur ve bu amaç uğruna nice yakışıklı  beyler ile güzel hanımefendiler kan ter içinde kalabilmektedir. Öyle ki; bu savaş içerisinde hemen yanındaki bayanın, bavulunun yerleştirilmesine de ne cengaver beyler yardımcı olmamaktadırlar.

Devasa bagajların uçak içine nasıl geldiğini, buna nasıl izin verildiğini düşünürsünüz. Bu düşünceniz sonlarda uçağa geldiyseniz ve laptop çantanızı bile sokuşturacak bir yer bulamadıysanız tavan yapar. O an, tüm o bavulları aşağı atmak ve “bunun yeri uçağın bagaj kısmıdır gerizekalılar” diye bağırmak istersiniz, ama yapamazsınız. Adab-ı muaşeret gereği böyle bir fevrilik hem uygun değildir hem de çağdaşlıkla hiç yakışık almaz. İçinizden “Ya sabır” der; daha arkaya yada daha öne doğru bakınır ve bir yere güç bela yerleştirirsiniz çantanızı. Bu konuda havayolu firmalarını ciddi derecede eleştiriyorum ve bir denetim mekanizmasının getirilmesini istiyorum. Kişiler inişte, 5-10 dk avantaj sağlayıp, bagaj beklememek adına, içerisini hem gereksiz işgal etmekte, hem uzun kuyruklara sebep olmakta hem de uçak vardığında gereksiz zaman kayıplarına neden olmaktalar. Bu konuda, belli bir büyüklük ve/veya ağırlık parametresine göre izin verilmesi gerekiyor bence.

Ve evet; çantanızı uygun bir yere yerleştirdiniz ve yerinize geçiyorsunuz.

Her şey bitti; 2-3 saat kadar önce başlayan maraton sona erdi diye düşünüyorsunuz. Tüm bu stresin sonunda, varış noktanıza kadar rahatlamak ve sakinleşmek aslında çok önemli. İşte tam bu noktada çok önemli bir hususu paylaşmak gerekiyor. Rahatlamak, yaşadığınız bu stresi üzerinizden atmak, 45 dakika ile 2 saat aralığında olabilecek(yurtiçi seyehatse) bu yolculuğu güzel geçirmek için maksimum 1,70 boyunda olmanız gerekiyor. Havayolu firmalarının santim hesabı, pardon para hesabı sebebiyle “4-5 sıra daha fazla olsun; şu kadar kazanırım” şeklindeki şark kurnazlığından dolayı araların çok dar olduğu koltuğa geçersiniz. Ve 1,70’den uzun iseniz; oturduğunuz gibi de kalırsınız. Bacağınızı nereye uzatacağınızı anlayamazsınız, kütük gibi kalırsınız, tam bir 90 derece, diziniz adeta ön koltuğu delecek gibidir. Ön koltuktaki kişiyi rahatsız etmeyeyim dersiniz ama yapacak bir şey yoktur maalesef. Öylece kalakalırsınız. Bu kötü senaryonun daha da beteri ön koltuğa kaba saba bir kişinin oturmuş olması ve sık sık arkaya doğru yaslanıp, gerinmesidir. İçinizden gün yüzü görmemiş küfürler geçer, diziniz, bacağınız ve beliniz ağrır. Hele benim gibi boyunuz 1,91 ise; ağlamak istersiniz. İş bu noktaya geldi ise artık; kolçağa kolunuzu koymayı bile  unutursunuz artık. Bir an evvel insek dersiniz, hatta gidemesek geri dönsek dediğiniz bile olur.

Dilerseniz, bu durumu yaşamayabilirsiniz. Vaktiniz varsa ve erken çıkabilirseniz havaalanına doğru, erkenden gidip check-in yaptırma işlemi sırasında exit – acil çıkış önündeki koltuklardan isteyebilirsiniz( Sun Express’de ücretli idi ). Bu exit – acil çıkış önündeki koltukların önünde yaklaşık 60-70 cm’lik boş yer olabiliyor ve ayağınızı rahatlıkla ileri uzatabiliyorsunuz. İlginçtir, erkenden kontuar’a geldiğimde; bilet görevlileri bana exit vermekteler. (burada sanırım uzun boylu olduğumu görüp, böyle bir jest yapmaktalar) Ancak; uçağa geç geldiğimde; exit ‘e oturanların gayet 1,60-1,70 boylarında olduklarını görünce içim acıyor ve acayip sinirleniyorum. Nedenini anlayamadığım şekilde; normal koltuklara sığabilecek –rahatlıkla sığabilecek- kişilere exit’ten yer verebiliyorlar. Bu konuda da kendilerini eleştiriyor; bu konuya bir el atıp, 1,85’in altındaki kişilere exit’ten yer vermemelerini öneriyorum/rica ediyorum. Aslında bu saçma bir öneri. Önerilmesi gereken; koltuk aralarınızı adam gibi yapın, açın! Ama bu önerim kaale alınmayacağından ötürü, exit için öneride bulunayım istiyorum. Bu da olamıyorsa, en arkaya yada öne yada herhangi bir yere; uzun boylu yolcular için özel 5-6 koltuk ayarlaması yapılabilir diye düşünüyorum. Aksi halde , yakın zamanda uçaktan otobüse geçeceğim sanırım (İstanbul-Ankara arası). Dizinde menüsküs yada ameliyat gibi bir durum yaşamış olanlar için durum daha da kötü bir hal alabiliyor tabi.

Uçtunuz diyelim; uçağınız yere de sağ salim indi. Yerinizden kalkamazsınız uçak tam olarak yanaşana kadar. Körüğe yanaştıysanız, 10.sıradan sonrası için çiledir. Kendisinden önceki sıralarda oturanların inişini tek tek beklemek.  İnişte, ön ve arka kapılardan inip; otobüsle yada yürüyerek alana gidebilmek en güzeli oluyor. Tabi bunun öncesinde yine keşmekeş içerisinde baş üstü dolaplarından laptop çantası, bavul, el bagajı, takım elbiselerin içinde olduğu gamboç’ların indirilmesi vs derken yine ortalık savaş alanına döner. Zamanında inmişsinizdir ama çantalarınızı alıp, havalimanının önüne çıkmanız 15-20 dakikayı bulur. Ardından şehir merkezine gitmek için Havaş, taksi, belediye otobüsü gibi opsiyonları kullanırsınız. 30 dakika ile 1 saat aralığında bu yolculukla şehir merkezine gelirsiniz. Ardından her nereye gitmek istiyorsanız, yolculuk sizi bekler, elleriniz dolu, yorgunluk diz boyu, küfür kıyamet şeklinde adımlarınızı atarsınız…

İşte bir uçak yolculuğu budur ve hiç de matah bir şey değildir.

Yazının önermesi;

  •          Uçmak için algınız, dikkatiniz, çakralarınız açık olmalıdır
  •          İstanbul – Ankara gidiş dönüşlerde uçak çiledir
  •          Baş üstü dolaplara konulacak bagajlara bir limit konulmalıdır
  •          Otobüsle uçağa gidilecekse, adam gibi taşıtlarla adam gibi taşımacılık yapılsındır
  •          Uzun boylu yolcular için koltuklar da ayarlama yapılmalıdır ( Ekonomi, Business,  VIP gibi segment var da, fiziki olarak neden yok? )
  •          Exit koltukları uzun boylu yolcular için ayrılmalı ve kontuar görevlisince dikkat edilerek verilmelidir
  •          Uçak içinde bayan yolcuların bagajlarına yardımcı olunmalıdır ( sosyal mesaj )

 Bu anlattıklarımın küçük bir örneklemesini şurada görebilirsiniz.. (Hosteslere de sıra gelecek…)

İyi uçuşlar… (uçabilirseniz..)

Reklamlar

“Uçma Derdi…” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s