Gençlerin Stajla İmtihanı!

(Bu yazıda ifade edeceğim şirket kelimesi üniversite mezunlarının en çok tercih ettiği şirketleri kastetmektedir. Belli bir ulusal büyüklükte hatta uluslararası çapta faaliyet gösteren sektörlerinin lideri firmaları kastetmektedir)

Yeni mezunlar son yıllarda olduğu kadar hiç önemli olmadı belki de. İşveren Markası (Employer Branding) ve Çalışan Değer Önermesi (Employee Value Proposition) konularının Yetenek Yönetimi çatısı altında önemli köşelerde konumlanması sebebiyle üniversitelilerin tercih ettiği şirket olmak oldukça mühim. Yıllarca bunun bir benzerini üniversitelerde görmüştük. İlk 10’a girenin, ÖSS 1.si gencin hangi okulu seçeceği haberlere dahi konu olmuştu (ne bölümü niye seçeceğini bir kenara bırakarak – Bkz : ironi )

Çalışanın yetenek olarak adlandığı yılları geçirmekteyiz. Kurumsal dünyadaki koca koca firmaların üniversitelerin 5-10 yıl önce yaptığı gibi “Beni seç Beni seç” rolündeki bir dizi çalışmalarını yakından takip edenleriniz vardır. Bu yakınlaşma, ilgi-alaka, ihtimam karşısında şaşıran, afallayan, fara maruz kalmış tavşan gibi donakalan gençlerimizde ise “A mı diyim, B mi diyim tadında kafa karışıklıkları” görmekteyiz. Haklarında hayırlısı diyip olay mahallinden uzaklaşırken kulağa küpe, kemere toka, cüzdana zincir ve saça toka tadında birkaç tavsiyede bulunacağım. (içinde sosyal mesaj da olabilir, baretsiz devam etmeyin! )

3. sınıftan 4.sınıfa geçtiğiniz dönemde kampüsteki etkinlikler dikkatinizi çekmeye başlar. Ufaktan ısınan kariyer tenceresinin neresinde konumlanacağınızı düşünmeye başlarsınız. En iyisini, en faydalısını istersiniz. Gözünüze standlar, konuşmacılar, iş dünyasının renkli tarafları dikkatinizi çekmeye başlar. Staj olur, part-time olur öyle yada böyle bir kulvara dahil olup bir şirkette kurumsal hayatı tecrübe etme isteği ile özgeçmiş oluşturma, güncelleme ve başvurma gibi süreçlerden geçilir.

Yukarıda bahsettiğimiz işveren markası olmak sadece tercih edilen bir şirket olmak demek değildir. Okulun yada fakültelerin en iyi (en başarılı, en iyi not ortalamalı, en çok yabancı dil bilen, sunumu en iyi, en geniş düşünebilen ve en yaratıcı iletişimi kurabilen) öğrenciyi almak yatıyor kurumların zihninde. Yani öğrenciler arasında bu şirketler nasıl öğrenci arıyor diye soran var ise eğer cevap çok basit aslında. Kurumlar kendisine uzun vadede fark yarattıracak, rakibe gitmesi halinde rakibe avantaj sağlattırabilecek arkadaşlarınızı arıyor. Bunu 3 madde ile özetlemek gerekirse;

–          Öğrenmeye ve kendini geliştirmeye çok çok çok açık ve istekli

–          Vizyoner ve geniş açılı düşünerek yaratıcılığını kullanabilen

–          Azimli, ne istediğini planlamış ve güçlü iletişimle bunu sunabilen kişiler bir adım ön plana çıkıyor.

Bu noktadan hareketle öğrencilerin kurumlara girme yarışında büyük bütçeli projeler ve süreçler olduğunu hepimiz görüyoruz. İşte bu süreçlerde her bir adımda boğaz daralıyor ve o kulvardan geçerek kurumlarda kendisine bir yer bulup, şirketin kartına fotoğrafını bastırabilen genç hayatı için aslında önemli bir adım atmış oluyor.

Önceki gün twitter’dan Serkan Mülayim isimli arkadaşla “uzun dönemli staj” üzerine bir sohbetleşme oldu. Kendisi şirketlerin niye uzun dönemli staja mesafeli durduğunu sordu. Samimi, çarpıcı ve yerinde bir soru bu. Oradan verdiğim yanıt yalnızca ona yönelik olacağı için buraya not düşmenin daha faydalı olacağını düşünerek bir yazıya dönüştürmek istedim.

Değerli arkadaşlar kurumlar sizi (en iyilerinizi) bünyelerine katmak için uğraşıyorlar. Yeteneği Yönetme konusunda işveren markası olma stratejisi kapsamında önemli bir fazdır yeni mezunların şirkete alınması. Yanı sıra, içerden terfinin stratejik olarak benimsendiği bir kültür daha uzun vadeli olan ve çalışan bağlılığını da beraberinde getiren bir kültürdür. Hal böyle olunca yeni mezun programının önemi de büyüyor. İyi isimlerle beslemeyi sürekli tutup, en iyiler arasındaki rekabette iyi olanları da yukarı doğru terfi koridorlarına yöneltmek kurumların ve İnsan Kaynakları’nın en önemli stratejileri arasında günümüz dünyasında.

Tüm bu stratejiler öğrencilerin yanında görünmekle birlikte en iyiyi arama çabasında artık eski/geleneksel metodların suyun altında kaldığını ifade etmeli. Genç arkadaşlar, eskisi gibi CV’mi yollarım stajı kaparım devri artık büyük şirketler için çalışmıyor. Umarım farkındasınızdır. Zira çalışmak istediğinizi büyük şirketler artık klasik staj mantığını bir rafa kaldırdılar(belki de kömürlüğe kaldırdılar) Artık uzun vadeli bir birliktelik amaçlanıyor ve bu uzun vade içerisinde de maksimum zorlanma ile ayakta kalabilen en iyilerle yola devam prensibi var.

Peki şirketler kısa yada uzun dönemli staja niye mesafeliler sorusuna dönelim ve madde madde sıralayalım.

–          Kısa süreli stajın ne çalışana ne de kuruma gözle görülür bir katkısı yok. Bu nedenle artık çağ dışı bir dinamik olarak görülüyor. Zira ölçümü kolay değil.

–          Uzun süreli staj başvurularınız da büyük firmalar için anlamsızlığı yitirdi zira staj denildiğinde herhangi bir ölçme değerlendirme metodolojisinin olmadığı, sadece başvuru ile stajı kapma durumundan bahsediliyordu. Ancak artık şirketler ölçüp tartıp en doğru kararı verme amacındalar

–          Staj artık büyük firmalar için anlamını yitirdi zira yapılandırılmış uzun süreli projeleri ve yetenek çekme programları var. Yani staj başvurusu yerine bu programların bir katılımcısı olabilirsiniz ve süreç sizi “iyiyseniz” kapıdan içeri zaten alacaktır

Peki niye böyle kapsamlı programlarda artış var ve uzun staj dönemlerine yönelik politika gittikçe azalma söz konusu?

–          Şirketler çalışan devir daimi ile uğraşmak istemiyorlar. Teknik terimi ile iş gücü devir oranının düşük olmasını istiyor. Bu doğrultuda da uzun vadeli ölçme-değerlendirme programı ile elemek suretiyle yolları birleştirerek iş gücüne katkı yapmak, yeteneği avlamak olabilecek en iyi metodoloji. Ve şirketler en iyi metodolojiyi benimsemek zorunda.

–          Bu programlarla sizi daha yakından tanımak mümkün. Ve şirketler bunu istiyor.

–          Bu programlarla daha sağlıklı bir gelişim takip ediliyor.

–          Bu programlarla alınan isimlerin şirketteki devamlılığı daha uzun sürüyor.

–          Uzun dönemli staj vb gibi süreçlerle çalışan kişilerin staj dönemlerinin sonucunda yetiştirilmiş bir çalışan açığa çıkmış oluyor. Ve bu çalışan rakipler tarafından rahatlıkla kapılabiliyor. Zira kapan şirket çok değil az bir farkla o çalışanı kaparken, yetiştiren şirket hem bilgi, hem birikim hem de zaman olarak büyük bir kayıp yaşamış oluyor. Yani, şirketler sizi yetiştirip sonra elleriyle rakibe kaptırma meraklısı değil.

–          Şirketler sizi kısa ve uzun vadeli stajlara kabul etmiyorlarsa olgunluk konusunu da düşünmelisiniz. Acaba o iş ve pozisyon için yeterli olgunlukta mısınız? İsteklilik başka, uygunluk başka şey.

–          Kurum kültürünü düşündünüz mü? Belki çalışmak istediğiniz şirkette tecrübesizlik, gençlik ve alaylı olmamak hoş karşılanmıyor olabilir.

–          Kurumun o dönemki iklimini, hava durumunu bilemezsiniz. Belki tüm stajlar, işe alımlar durdurulmuştur. Şirketlerde böyle durumlar olur. Ve bir talimatla tüm operasyonlar durdurulabilir. Siz bilmezsiniz, nedenini merak edersiniz ama gerçeklik o kapının ardındadır.

Yukarıda sıraladıklarım çoğalabilir, arttırmak mümkündür. Kurumların programlarını iyi anlamaya ve orada performans göstermeye çalışın. Zira onlar üzerine epeyce çalışan ve kafa yoran bir kitle mevcut. Ve kurumların politikaları da her zaman şeffaf olamayabiliyor. Şimdilik düzen böyle ilerliyor ve bu sistemde başarıyı kovalamak gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, bahsi geçen bu programlarla ilgili görüşlerinizi buradan yorumlarınızla benle paylaşabilirseniz çok mutlu olurum.

Umarım faydalı olur tespitlerim, paylaşımlarım.

Reklamlar

“Gençlerin Stajla İmtihanı!” için 2 yorum

  1. Üniversite öğrencilerinin bilinçlendirilmesine yönelik bu samimi yazının hızla yayılması ve destekleyici yazıların artmasını dilerim.

    Şirketlerin uzun süreli stajları, yeni mezun işe alım programları ve bunları tanıtmak için yürüttüğü faaliyetler yaygınlaştı. Bu süreçte çalışan değer önermesi ve kurum kültürüne öğrencilerin dikkat etmesi, birincil şart olarak uyumu gözetmesi gerektiğine katılıyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s