Harika bir Ted talk daha.. “İnsan mısınız?”

Uzunca bir süredir izlediğim en iyi Ted talk’lardan birisini paylaşmak istedim..

5 dk ‘lık gerçek bir test için lütfen izleyin..

Reklamlar

İş yerinde sadelik…

Yves Morieux’un giriş cümlelerinde çok önemli ifadeler var. Danışmanlık sürecindeki 2 soruya dikkat çekip, oradan birçok örnekle teorisini aktarıyor.

Soru 1 : Why is productivity so disappointing? Despite all technological developments..

Soru 2 : Why is there so little engagement at work? Why do people so misarable?

Verimlilik, süreçler, yapılanma, işleyiş, yapı, kurumsallık, organizasyon konularına farklı bir bakış atılması adına oldukça kıymetli.

Otomotiv sektöründen verdiği örnekler konunun anlaşılması adına oldukça değerli. Bir de yeni hedef ve işleri konuşmanın, şirket bünyesinde yeni istihdam, yeni kişiler, rol tanımları, organizasyonel yapılanmalar, süreçler, geçiş formülleri, ara departmanlar, değerlendirmeler, hedefler, KPI’lar vs vs vs derken nasıl da koca bir başarısızlığa dönüştüğünü ifade ederken gördüğüm birçok örneği hatırladım.. Acı da olsa gülümsüyor insan..

Neyse çok uzatmayayım da size teslim edeyim. Bu dönemin konusu da bu olsun. Bir şey yaparken ne niyetle yapıyoruz?

Üzüm yemek, bağcı dövmek…

O değil de Şarap işinde para var diyorlar!

Küçük Şeyler, Büyük Mucizeler

Hayat içerisinde pek çok şeyi alışık olduğumuz şekilde gerçekleştirmekteyiz. Öyle ki kimi zaman aptal, saçma dahi olsa o saçmalığı sürdürmekten kendimizi alamıyoruz.

Üstelik alışkanlığın aksine davranmak ise oldukça zor. Hatta değişikliğe karşı ciddi dirençler sergiliyoruz.

İzledikten sonra beni de etkileyen ve uygulamada zorlandığım ama ısrar edip, gerçekleştirdiğim bir durumu paylaşmak istedim. Önce kendim denedim. Baktım, oluyor, devamını zorladım ve şimdi de paylaşıyorum.

Buyrun efendim. Eller nasıl kurulanmalı? El kurulama diyip geçmeyin! Siz, aileniz, apartmanınız, mahalleniz, semtiniz, şehriniz, bölgeniz, ülkeniz… Mesaj net sanırım, değil mi?

 

Neden Psikoloji? Psikoloji niye bu kadar ilgi çekiyor?

pic_psychology_degree

Psikoloji her ne kadar dünyada 100 yılı geride bırakan bir bilim dalı olsa da Türkiye’de hala daha birçok ön yargı bulunmakta mesleğe karşı. Türkiye’de keskin bir dönüşü Marmara’daki 99 depremi ile yaşadığımızı söyleyebiliriz. Deprem sonrasında psikolojik destek görenlerin sayısı çoğalırken, meslek olarak psikolojiye yönelenlerin sayısı da ciddi artış gösterdi. Bunu üniversitelerdeki (özel üniversiteler başta olmak üzere) psikoloji bölümünün artması takip etti.

Özellikle şuradaki yazımda da görebileceğiniz üzere 2-3 yıldır her hafta düzenli olarak Psikoloji ile ilgili, psikoloji okumayla ilgili gelen sorulara yanıt vermeye çalışıyorum.

Toplumun psikoloji ile barışması, algının pozitife dönüşü ile birlikte günümüzdeki Psikoloji mezunlarının birçok farklı alanda iş bulabildikleri bir gerçek. Bu nedenle artan puanlar ve niş bir alan olarak faaliyet gösterdiği de aşikar.

Peki neden? Psikolojinin dayanılmaz çekiciliğinin arka planında ne yatıyor? Herkesin merakla baktığı, ilgilendiği, üzerine bol bol konuşmalar ve kitapların basıldığı günümüzde bu alan neden bu kadar ilgi topluyor?

  • Merak.. Hem kişinin kendisine hem de etrafa yönelik.. düşünceye, duygulara, hayata, çevreye yönelik de bir dizi keşfin psikoloji ile mümkün olacağı düşünülüyor. Özellikle burada ruh, psikoloji ve davranışlara ilişkin keşif arzusu söz konusu. Tabii burada 4 yıllık lisans eğitimi hatta 2 yıllık yüksek lisansın bile çevreyi anlama ve anlamlandırma için yeterli donanımı sağlamadığını ifade etmek gerek yeri gelmişken.
  • Başarı… Psikolojinin sunduğu önemli bilgiler ve üzerine edinilen tecrübelerle çok az insanın edinebileceği bir beceri, özellik ve başarı sahibi olunmuş oluyor. Yani toplumda psikolog unvanını bir şekilde aldıktan sonra aslında zor durumda olana, ihtiyacı olana yardım elini uzatmak.. İşte tüm bunlar bu başarıyı, bu gücü elde etmek adına psikolojiye doğru bir akımı oluşturan bir başka etmen.
  • Keşif…Tecrübelerime baktığımda özellikle psikoloji bilgisi ile birlikte insanların özelinin, gizil olanın yani mahremiyetinin daha kolay ve hızlıca öğrenilebileceği, insanın davranışlarının arka planında yattığı düşünülen mekaniğin deşifre edilerek, anlaşılabileceği. Yani insan denilen kasanın şifresinin elde edilebileceğine yönelik bir algı var. Dolayısıyla bu alana ciddi bir merak ve yöneliş sergileyenlerin aslında kendilerine yönelik bir merak, anlamlandırma ve aydınlatma çabasında olduklarını da ifade etmek mümkün.
  • Trend… Popüler kültürde çokça yer alan bu alanın meşhur olmasının da çekiciliğine katkıda bulunduğu aşikar.
  • Hayranlık… Psikoloji ile ilgilenenlerin başarılı, saygı gören ve genellikle insanlar tarafından ilgi-alaka gören kişiler olması kuşkusuz bölüme yönelik eğilimin de bir göstergesi. Psikoloji mezunu olmanın karizmatikliği dikkat çekici bir unsur.
  • Kapsamlılık… Psikoloji her ne kadar “psikolog” algısını ve “terapist” mesleğini çağrıştırıyor olsa da reklamcılıktan insan kaynaklarına, okul öncesi, ilk öğrenim ve lise’den tutun da eğitimciliğin birçok alanına kadar çok şapkalı olunabilecek bir disiplin olması psikolojinin cazibe noktalarından bir diğeridir. Öyle ki hukuktan satışa kadar geniş bir alanda izdüşümlerini görmek mümkün
  • İş Garantisi… Bu kadar kapsamlı olan bir alanın da gerek kamu gerekse de özel sektörde birçok iş fırsatı sunduğu, mezunlarının (kendini yetiştirmişlerse) kolaylıkla iş kapılarını açabildiğini de ifade edebiliriz.

 

Sıradışı bir görsel şölen…

Yine hoş bir Ted talk paylaşımı yapacağım..

İnsanın başlı başına bir mucize olduğu hepimizin malumu. Özellikle anne karnında gerçekleşen o (normal şartlarda) 9 ay süren dönemin belki de hemen her anı dikkatlice incelenemedi hala.

İki hücrenin birleşiminden sonra başlayan ve hayata merhaba demeye kadar uzanan süreç aslında birçok açıdan mucize ve önemli unsuru taşıyor. Yani döllenmeden doğuma kadar oldukça ilginç bir süreç yaşanıyor anne karnında. Görüntü yapımcısı Alexander Tsiaras bu süreci görüntüleyerek ilginç bir eser sunmuş ve keyifli bir Ted Talk’a imza atmış…. Kaçırmayın.

Gençlerin Stajla İmtihanı!

(Bu yazıda ifade edeceğim şirket kelimesi üniversite mezunlarının en çok tercih ettiği şirketleri kastetmektedir. Belli bir ulusal büyüklükte hatta uluslararası çapta faaliyet gösteren sektörlerinin lideri firmaları kastetmektedir)

Yeni mezunlar son yıllarda olduğu kadar hiç önemli olmadı belki de. İşveren Markası (Employer Branding) ve Çalışan Değer Önermesi (Employee Value Proposition) konularının Yetenek Yönetimi çatısı altında önemli köşelerde konumlanması sebebiyle üniversitelilerin tercih ettiği şirket olmak oldukça mühim. Yıllarca bunun bir benzerini üniversitelerde görmüştük. İlk 10’a girenin, ÖSS 1.si gencin hangi okulu seçeceği haberlere dahi konu olmuştu (ne bölümü niye seçeceğini bir kenara bırakarak – Bkz : ironi )

Çalışanın yetenek olarak adlandığı yılları geçirmekteyiz. Kurumsal dünyadaki koca koca firmaların üniversitelerin 5-10 yıl önce yaptığı gibi “Beni seç Beni seç” rolündeki bir dizi çalışmalarını yakından takip edenleriniz vardır. Bu yakınlaşma, ilgi-alaka, ihtimam karşısında şaşıran, afallayan, fara maruz kalmış tavşan gibi donakalan gençlerimizde ise “A mı diyim, B mi diyim tadında kafa karışıklıkları” görmekteyiz. Haklarında hayırlısı diyip olay mahallinden uzaklaşırken kulağa küpe, kemere toka, cüzdana zincir ve saça toka tadında birkaç tavsiyede bulunacağım. (içinde sosyal mesaj da olabilir, baretsiz devam etmeyin! )

Okumaya devam et Gençlerin Stajla İmtihanı!

Ekip Motivasyonu

Barack Obama. Politikası, stratejisi ve tarzı ile siyasi kariyerinin yanı sıra da farklı bir duruşa sahip lider olarak dünyanın takip ettiği bir isim. Öyle ki 2 seçim üst üste seçilme gibi ciddi bir başarıya da imza attı. O ve ekibi. Dün Youtube’a eklenen bir video ile kampanyasını yürüttüğü ekibe teşekkür konuşması yapmış. Bu konuşmada duygusallaştığını da görebilirsiniz. Motivasyon olarak güzel bir konuşma yapmış. Ekibe yapılacak iyi bir zafer konuşması olarak değerlendirebiliriz sanırım. Gururlu, duygusal, emin, samimi ve karizmatik.

Konuşmasında ekibi ile kendisini kıyaslıyor. Özellikle kendisinin gençliği ile karşısındaki (özellikle sosyal medyada aktif olduğunu tahmin ettiğim) genç kitleyi kıyaslıyor. Burada vurgu yaptığı şu noktalar oldukça mühim.

Onları kendisine kıyasla

  • DAHA ZEKİ,
  • DAHA İYİ ORGANİZE OLABİLEN,
  • DAHA ETKİLİ ve
  • DAHA FAZLA KENDİNE GÜVENEN olduklarını ifade etmiş. Bu noktadan sonra da başarıyı onlara bağlıyor ve gurur duyduğunu ifade ediyor.

Sizi video ile baş başa bırakayım.