Uçma Derdi…

İşimiz gereği yurdun çeşitli yerlerine uçuşlar yapıyoruz. Uçaklarda geçirdiğimiz zamandan ziyade öncesi ve sonrasına ilişkin ciddi bir şekilde heyecan ve telaşlı haller yaşamaktayız. Uçuştan 1 saat önce havaalanında olmak, bunun için ise ortalama 1 saat öncesinde yola koyulmak gibi telaşlar sebebiyle uçmanın evvelinde 1,5 ile 2,5 saat aralığında değişen stresli ve tempolu bir süreç yaşıyoruz.

Bu tempolu zaman çoğunlukla mesai öncesi yada sonrası gibi fiziksel ve zihinsel açıdan da zinde olunmayan durumlarda yaşanıyor. Stresli bir dizi işlemden de öte modern insanın soyunmasını gerektiren ( ki hakkaten çiledir) 2 güvenlik noktası apayrı bir durumdur. Kemer, cüzdan, cep telefonları, bozuk paralar, notebook derken tüm bu sürecin en çileli anlarını yaşarız. Öyle ki; “X-Ray’den ben geçeyim de olsun bitsin” dersiniz içinizden. Ardından; uçağın kalkacağı kapınızı bulmak; oraya gitmek, sırayla şanslıysanız körükten değilseniz otobüsle uçağa geçiş işlemleri birbirini takip eder. Fabrikasyon üretimi tavukların kesim işlemi gibi ard arda dizilir, yapılması gerekenleri harfiyen yaparız. Okumaya devam et Uçma Derdi…

Reklamlar

Fenerbahçe – Gençlerbirliği Deplasmanı Yolunda..

Şu anda Sabiha Gökçen Havaalanındayım.. Biraz evvel güvenliklerden geçip, ilgili kapıya geldim..

20 dk evvel tam 1. güvenlikten geçtiğim sıralarda hareketlilik yaşandı. Beyaz yelek dikkat mi çekti falan diye düşünmüştüm ki, arkadan gelen Aziz Başkan’ı gördüm. Yarınki maç için bugünden gidiyor diye düşündüm ama pek sallamadım. Nitekim kendisi de CIP’den geçip, gitti.

2. Güvenliğe geldiğimde ise hareketlilik arttı iyice. N’oluyor lan diyecektim ki yandan Aykut Hoca ve ardı sıra sallana sallana gelen Niang ve Guiza’yı gördüm. Güvenlikten geçiverdik. Ardından da şu 3 cengaverle foto çekildim. Alex’in başı kalabalıktı, o yüzden pek yanaşmadım, rahat bırakmak lazım kaptanı.

Buyrun efendim, bu ileti özellikle Sinem Kayaoğlu’na gelsin. 🙂 Selim Çakır abimize de selamı çakalım 🙂

Ben Türk Telekom, Lugano Avea… işte grup mantığı, grup sinerjisi 🙂

Haşin çocuk, Zeytinburnu’lu Emre’yi atlamak olmazdı. Okumaya devam et Fenerbahçe – Gençlerbirliği Deplasmanı Yolunda..

Hızlı Oyuncaklarla 1 Gün… Formula1 2010 Turkiye GrandPrix

Tarih : 30 Temmuz 2010

Yer : İstanbulPark

Yıllardır takip ettiğim Formula1’i izleme şansım oldu bu sene. Michael Schumacher ve Mika Hakkinnen döneminden tutun da, JP Montaya ve Barrichello’nun parladığı tüm o dönemlerin öyle yada böyle canlı tanığı bir nesiliz.

Türk Telekom’a gelen davetiyelerden Gold tribüne ait olanı bana denk düştü çok değerli bir arkadaşım sayesinde. Ve ben de gittim. Fotoğraflar ile detayları görmek isterseniz, link yardımcı olur size.

Özetle; böyle bir yarış, heyecan, ses, gürültü ve adrenalin çok az sporda var. Bu spor mu? Tartışılır.

Ama çok keyifli olduğu bir gerçek.

Tarih : 30 Temmuz 2010 Yer : İstanbulPark Yıllardır takip ettiğim Formula1’i izleme şansım oldu bu sene. Michael Schumacher ve Mika Hakkinnen döneminden tutun da, JP Montaya ve Barrichello’nun parladığı tüm o dönemlerin öyle yada böyle canlı tanığı bir nesiliz. Türk Telekom’a gelen davetiyelerden Gold tribüne ait olanı bana denk düştü çok değerli bir arkadaşım sayesinde. Ve ben de gittim. Fotoğraflar ile detayları görmek isterseniz, link yardımcı olur size. Özetle; böyle bir yarış, heyecan, ses, gürültü ve adrenalin çok az sporda var. Bu spor mu? Tartışılır. Ama çok keyifli olduğu bir gerçek.

http://www.flickr.com/apps/slideshow/show.swf?v=71649

Anzak Günü…Şafak Ayini..

Tarih : 25 Nisan 1915
Yer : Çanakkale
Bölge : Anzak Koyu

anzak2

Tarih 25 Nisan 2010
Yer : Çanakkale
Bölge : Anzak Koyu
Konu :…Anzak Günü…belki de gecesi…
anzac

Çok değerli bir abim var. Mr.Birol Anda. Kendisi T.C vatandaşlığının yanı sıra Avustralya vatandaşı aynı zamanda. Sıradışı bir kişiliktir ve gerçekten çok iyi yerlere gelmesini temenni ettiğim önemli bir büyüğümdür. Farklı bakış açısı, kıvrak zekası ve esprili üslubu ile özellikle bana neşe kattığını söyleyebilirim.

Nisan ayı başında Anzakların her yıl Çanakkale’ye gelerek, meşhur ve acı Çanakkale Savaşı’na ilişkin yaptıkları anma programına katılıp katılamayacağımızı sordu. Duyar duymaz fikir çok mantıklı geldi, zira yıllardır haberlerden duyduğumuz, tarih derslerinde de işittiğimiz bu etkinliği görmek güzel olabilirdi. O bir deli, ben bir deli…Neden olmasındı?

Türk Telekom’da çalışmakta olan 2 arkadaşımızın da aklına girerek, 24 Nisan sabahı erkenden yola koyulduk. Çanakkale’ye vardık ve keyifli bir gün geçirdik. Şehitliklerimizi ziyaret edip, pansiyonumuza geçtik.
Gece 03:00 sularında uyandık ve yola koyulduk. Hedef’te Anzak Koyu var. Gün içerisinde duyduğumuza göre, Avustralya’lılar haricinde bölgeye vatandaşlar sokulmuyor. Özellikle farklı kültürlerden olan insanların davranışları da farklılaşabildiğinden tartışma, kavga ve sorunların önüne geçmek gibi bir amacı var devlet görevlilerinin. Kendi açılarından elbette haklılık payları da var. Ama bizim gibi meraklı insanlar için bu iyi bir durum değil. Karanlık yolda aracımızla ilerlerken hem merak hem de farklı bir hal içerisine girdim. Bir kontrol noktasına geldik ve dizilmiş arabalar 2 şeritli yolu tek şeride indirmiş durumda olduğunu gördük. Bu sebeple, jandarma yetkilileri arabayı bırakıp, yürümemiz gerektiğini ve içeri alımda sıkıntı olmayacağını beyan ediyor.

Ve biz aynen denilenleri uyguluyoruz. 35-40 dakika süren bir koşuya başlıyoruz nitekim. Tempolu yürümeyle ve sol tarafımızda yer alan inanılmaz otobüs konvoyuna hayranlıkla bakıyorum o ziviri karanlıkta. Sağımızdaki Ege’nin suları da ara ara görünebiliyor.

İleride ışıkları görüyoruz, adımlarımız sıklaşıyor. Kontrol noktasına geldiğimizde ise; jandarma görevlileri kimlik kontrolü yapıyor, Avustralya yetkilileri bize bir torba veriyor. İçerisinde kitapçıklar, yağmurluk ve kolumuza da bir bileklik takıveriyorlar.

Alana vardığımızda muazzam bir kalabalık, sonradan öğreniyorum ki 7.000 kişi var alanda..
Hakikaten şafak sökene kadar konuşmalar, anma cümleleri ve marşları seramoniyi farklı bir hale getiriyor. Ayağa kalkmalar, oturmalar. Uyku tulumu içerisinde yüzlerce insan şafağın sökmesini bekliyor. Şafak Ayini ise çiçeklerin denize bırakılmasıyla ve günün ağırmasıyla noktalanıyor.Farklı bir atmosfer kesinlikle.
Geri döndüğümde kendimi daha farklı biri olarak gördüğümü ifade etmeliyim.

Aussie’ler ve Yeni Zelanda’lıların katıldığı ve benim farklı bir 2 saat geçirdiğim etkinliğin videosunu izlemek isterseniz;
http://www.haberler.com/video-haber/iframe/video.asp?id=2022318

Fotoğraf Galerisi için ;
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=22280&rid=2

Yeni bir blog…Balkan Turu

El emeği göz nuru, tadı damağımda kalan Balkan Turu’ma ait ciddi bir bilgi paylaşımının olduğu Balkanlar’a ait blogumu

http://balkanturu.blogspot.com

adresinde bulabilirsiniz.