Dünya Kupası, İspanya ve Yetenek Yönetimi

120620141211572432309Brezilya’da 12 Haziran itibariyle başlayan Dünya Kupası tüm dünyada oldukça ses getiren bir etkinlik olarak 2014 yazının kuşkusuz özellikle erkekler için keyif aktivitelerinden birisi olmakta.

Dün akşam ise (13 Haziran) erken bir final karşılaşması denilebilecek bir karşılaşmayı Hollanda ile İspanya arasında izledik. İspanya bir önceki Dünya Kupasını ve Avrupa Şampiyonluğu’nu göğüslemiş olan ve çok büyük futbolculara sahip bir takım İspanya. Zaten Real Madrid, Barselona ve Atletico Madrid gibi köklü kulüpleriyle başarılara imza attığını artık bilmeyen yok.

Dün Hollanda ile İspanya karşı karşıya gelirken zor ve çekişmeli bir mücadele olacağı aşikardı. Nitekim mücadele ve seyir zevki yoğun bu maçı Hollanda şaşırtıcı bir skorla 5-1 gibi farkla kazandı. Maçı izlediğim arkadaşlarımın da şaşkınlık tepkilerine de bakınca bu yazıyı not alayım istedim.

İspanya’nın böylesine bir fark yemesini “futbolun adaletinin olmaması” yada “gününde olma(ma)k” kavramlarıyla açıklamanız mümkün olabilir. Ancak beri yandan da Yetenek Yönetimi açısından da düşülecek notlar olduğunu düşünüyorum.

Oldukça güçlü bir takım kadronuz olacak, katıldığınız dünya kupası turnuvasındaki ilk maçınızda ise tarihi denilebilecek bir fark yiyeceksiniz. İnsan unsurunun olduğu her yerde şaşırma ihtimalimizin olması gibi dün de maç sonucu şaşırtıcıydı.

Peki bu sonuçları birbirinden değerli ve yetenekli kişileri barındıran İspanya açısından değerlendirsek neler söylenebilir;

1) Sahip olduğu(n/m)uz yeteneklerin her zaman ortaya çıkamama ihtimali var. Dolayısıyla her maç/iş/proje kim olursa olsun garanti değil.

2) Proje/Maç/İş başlayınca sahne ve oyunun kuralları o duruma özgü olarak kurulabiliyor. Her an yeni bir durumdayız. Yeteneklerimizi de sık sık gözden geçirmeli, durumsal ve koşullara uygun hareket edecek şekilde planlamalıyız. “Aynı ırmakta 2 kere yıkanılmaz.”

3) Yeteneklerimizi her zaman ortaya sunabilme oranımızın da aynı olamama ihtimali hiç de az değil. 2 ay önce harikalar yaratan ekip/kişi 180 derece farklı bir performans sergileyebiliyor.

4) Yeteneklerimizin durumu ne olursa olsun, rakiplerimizin de gelişmekte olduğu bir dünyada olmamız ise acı ama bir diğer major gerçeklik. Yetenek savaşları kapsamında, herkesin de bir aşil tendonu var değil mi? Oradan yüklendiklerinde yetenek bir anda sıradanlaşabiliyor maalesef.

5) Bireysel Yeteneklerin Başarı’nın temel unsuru olmadığı. Her biri mükemmel denilebilecek oyuncular da olsa, bir arada ekip halinde hareket edebilmenin başka bir gereksinimi de olduğu hepimizin malumu. Dünya devi yeteneklere sahip olsanız da düşüneceğiniz en önemli konuların başında Takım Uyumu/Çalışması geliyor.

6) Yetenekli olmanın da bazı problemlere neden olabileceğini de gördük. 10 – 15 dk’da 2-3 gol yiyip, bir o kadar da tehlike yaşamanız konsantrasyon olduğu kadar özgüven vb tarzda “derailment” denilen yoldan çıkarıcı unsurlara da bağlı gibi görünüyor. “Hallederiz yaa”

7) İşler her an sarpa sarabilir. Kenarda (benchte) bekleyen yedeklerin (successor) her daim bulundurmak lazım. Zor zamanda müdahale etmek, kriz anında yedeklemek gerektiğinde geride birilerinin olması ve onun rahatlıkla oyuna girmesi mümkün olmalı.

8) Çok yetenek varsa, mağlubiyetin/çöküşün etkisi de çok ağır olabiliyor. Yani Hollanda’dan 5 golü Kolombiya yese İspanya’da yaşadığımız gibi bir şaşkınlık yaşamazdık elbette. Ekibinizin gücü aynı zamanda sizin için oldukça zor bir konu demek de oluyor. Onu yönetmek bir kenara, nominal değeri ve etkisi de kritik.

9) Yeteneklerle Başarıların Olacağı gibi Başarısızlıkların da Olabileceğinin Normal karşılanması da son ama kritik bir madde olarak düşülebilir. Genelde Batılıların daha rahat kaldırabildiği ancak bizim biraz daha gelişim ihtiyacımızın olduğu bir diğer konu da bu olsa gerek.

10) Yetenek konusuna uzun vadeli ve bütüncül bakmak da kritik. Zira İspanya’nın önünde daha başka grup maçları daha var. İlk engel de her şey bitti dememek yada karalar bağlamamak oldukça önemli. Yeteneği ve Başarıyı sürdürülebilir kılmak değil midir önemli olan.

Joann Cruyff’dan alıntılandığı üzere ; “Futbol yalnızca futbol değildir”

Bu örnekte olduğu gibi Futbol (spor) Yeteneklerin Yönetilmesine ilişkin başarılı bir dersin çıkarılmasına da vesile olabilmekte!

 

1400093861

10 Adımda Yetenek Yönetimi

29 Mayıs 2014 tarihinde BNC Türkiye‘nin Point Hotel Barbaros’ta düzenlediği Yetenek Yönetimi Zirvesi’nde gerçekleştirdiğim sunumu aşağıda bulabilirsiniz.

Sorularınız için : kayaoglu@gmail.com

Yetenek Yönetimi’nde Performans ve Potansiyel Ne Demek?

10 Nisan 2014 tarihinde BNC Türkiye ‘nin Point Hotel, Barbaros’ta düzenlediği İKcılar için Performans Zirvesi’nde gerçekleştirdiğim sunumu aşağıda bulabilirsiniz.

 

Dijital Suretler @2. Sosyal Medya ve İK Zirvesi

İnsan Kaynakları ‘nın Yetenek Yönetimi bakış açısı Sosyal Medya’daki temsiller ile bir araya gelirse nasıl olur?

Sosyal mecrada Yetenek neye göre anlaşılır, nasıl algılanır?

2. Sosyal Medya ve İK Zirvesi’nde yaptığım sunumu aşağıda görebilirsiniz.

@Bosphorus Conferences ‘a ve tüm katılımcılara selamlar!

İş yerinde sadelik…

Yves Morieux’un giriş cümlelerinde çok önemli ifadeler var. Danışmanlık sürecindeki 2 soruya dikkat çekip, oradan birçok örnekle teorisini aktarıyor.

Soru 1 : Why is productivity so disappointing? Despite all technological developments..

Soru 2 : Why is there so little engagement at work? Why do people so misarable?

Verimlilik, süreçler, yapılanma, işleyiş, yapı, kurumsallık, organizasyon konularına farklı bir bakış atılması adına oldukça kıymetli.

Otomotiv sektöründen verdiği örnekler konunun anlaşılması adına oldukça değerli. Bir de yeni hedef ve işleri konuşmanın, şirket bünyesinde yeni istihdam, yeni kişiler, rol tanımları, organizasyonel yapılanmalar, süreçler, geçiş formülleri, ara departmanlar, değerlendirmeler, hedefler, KPI’lar vs vs vs derken nasıl da koca bir başarısızlığa dönüştüğünü ifade ederken gördüğüm birçok örneği hatırladım.. Acı da olsa gülümsüyor insan..

Neyse çok uzatmayayım da size teslim edeyim. Bu dönemin konusu da bu olsun. Bir şey yaparken ne niyetle yapıyoruz?

Üzüm yemek, bağcı dövmek…

O değil de Şarap işinde para var diyorlar!

Ekip Motivasyonu

Barack Obama. Politikası, stratejisi ve tarzı ile siyasi kariyerinin yanı sıra da farklı bir duruşa sahip lider olarak dünyanın takip ettiği bir isim. Öyle ki 2 seçim üst üste seçilme gibi ciddi bir başarıya da imza attı. O ve ekibi. Dün Youtube’a eklenen bir video ile kampanyasını yürüttüğü ekibe teşekkür konuşması yapmış. Bu konuşmada duygusallaştığını da görebilirsiniz. Motivasyon olarak güzel bir konuşma yapmış. Ekibe yapılacak iyi bir zafer konuşması olarak değerlendirebiliriz sanırım. Gururlu, duygusal, emin, samimi ve karizmatik.

Konuşmasında ekibi ile kendisini kıyaslıyor. Özellikle kendisinin gençliği ile karşısındaki (özellikle sosyal medyada aktif olduğunu tahmin ettiğim) genç kitleyi kıyaslıyor. Burada vurgu yaptığı şu noktalar oldukça mühim.

Onları kendisine kıyasla

  • DAHA ZEKİ,
  • DAHA İYİ ORGANİZE OLABİLEN,
  • DAHA ETKİLİ ve
  • DAHA FAZLA KENDİNE GÜVENEN olduklarını ifade etmiş. Bu noktadan sonra da başarıyı onlara bağlıyor ve gurur duyduğunu ifade ediyor.

Sizi video ile baş başa bırakayım.