İlham veren bir tıp öyküsü..İlaçlar! – Francis Collins: We need better drugs — now!

Hanımlar beyler öyle alelade bir konuşma değil. Oldukça sağlam içeriğe sahip, yapısal olarak çok çok iyi kurgulanmış ve etkileyici bir şekilde aktarılan ve dahası oldukça karmaşık meseleyi anlaşılır şekilde ifade eden bir konuşma Francis’in konuşması.

Çok saygı duyduğum mesleklerin başında tıp alanında çalışanlar geliyor. Bunu hizmet sektörü çalışanları, çöpçüler, fırıncılar takip ediyor sanki.

TED MED’de konuşan Francis Collins ‘in konuşmasını buraya koymak istedim. Zira o kadar önemli konulara parmak basıyor ki kesinlikle izlenmesi gereken TED konuşmalarından biri olmuş durumda.(benim için)

Konuşmanın başlarında 1900’lü yıllarda ortalama yaşam ömrünün 48 olduğunu ve günümüzde bu rakamın 80’lerde olduğunu ifade ediyor Francis. Buradan bağladığı nokta oldukça mühim. Evet yaşam süresi ve hatta “kalitesi” de gözle görülür şekilde artarken hastalıklar ve tedavi metodolojileri de paralel şekilde ilerleme kaydediyor.

Bu noktada bilinen 4000 ‘e yakın moleküler kaynaklı hastalığın yalnızca 250’sinin tedavisinin olduğunu ifade ediyor. -ki burası oldukça ilginç aslında.

Hemen ardından bir diğer önemli noktaya vurgu yapıyor ki hakikaten saygı duymaktan başka bir şey gelmiyor elden. Bir ilaç sürecinde 10.000 bileşenden 250 bileşenli formüle inme süreci ve ardından 1 yada birkaç ilacın bulunması ve ardından tam 14 yıllık deneme ve onay süreci… İnanılmaz değil mi? O kadar uğraşı ve yıllar süren süreçte kullanılan maddi-manevi kaynaklar.. Ve dahası Sabır.

Bir diğer ilginç nokta hepimizin başına gelebilen aldığımız ilaçların işe yaramaması durumlarında yaşadığımız sinire de değiniyor Francis ve konuşmasında ilaçların amaçlanan tedavilere kimi zaman fayda sunamazken, başka problemlerde işe yarayabildiğini ifade ediyor.

Francis konuşmasında çok önemli bir hastalık uğruna yaptığı çalışmaları ve yıllardır sarfettiği emeği anlatıyor ve çok önemli bir de misafiri oluyor sahnede. Ve konuşmasını 3 önemli ve hepimize de çok şey anlatan önerileri ile bitiriyor..Şöyle ki;

1- Bu tip çalışmalar için ciddi şekilde kaynağa ihtiyaç duyulduğu. Maddi, manevi.. Devlet, özel…

2- Ortak çalışma platformlarına duyulan ihtiyaç. Yani takım çalışması.

3- Yetenek… Evet bu tip çalışmalar için heyecan duyacak ve azimli Yetenek’lere ihtiyacın olduğu..

Neyse çok uzattım.. İzleseniz iyi edersiniz!

Francis Collins: We need better drugs — now #TED :


Kindle için Türkçe e-kitap satın almanın ve okumanın yolu!

Kindle ‘da Türkçe kitap okumak / Türkçe kitap satın almak istediğimizde ne yapacağız?

İşte zurnanın zırt dediği yer tam da burası. Kindle ile amazon.store’dan türkçe kitap bulamadığımızdan yerli kaynaklara başvurmak gerekiyor. Akla ilk gelen iki durak var. İdefix.com ve D&R.com.tr. Ama buradaki kitapların formatları .epub ve doğrudan kindle için elverişli değil. Zira .epub uzantılı olması demek .epub uzantılı dokümanları destekleyen bir cihaz almanız demek. Ekonomi ve Pazar denklemi burada da mevcut yani. Ancak diyebilirsiniz ki hani Calibre vardı? Calibre ile çevirip atarız. Keşke demek isterdim güzel arkadaşlar. Zira arada bir koruyucu var. Direkt çevirmek kadar kolay değil, az biraz daha uğraştırıyor. Ama merak etmeyin normal şartlar altında toplam alacak süre 10 dk 🙂

Yani Türkçe kitapları Dr.com.tr ve idefix.com’dan edinip, Kindle’da okumak mümkün. Ancak burada şu uyarıyı yapmak lazım. Bu iki platformdan e-kitap satın aldığınızda size lisansı veriyormuş gibi yapıyor ve normal şartlar altında okumanıza olan verdikleri yerler iPad, Android platformlu cihazlar ile bilgisayarınızda okumanız mümkün. Bir de tabii ki esas amaç olan .epub uzantılı dosyaları okumanızı mümkün olan özelleştirilmiş o cihazlar ile satın almanızı istiyor kurumlar 🙂  Yani özetle, Kindle için okumanıza olanak vermiyor idefix ve dr.com.tr.

Yazıların ebatlarını ayarlayabiliyorsunuz. Büyültme-Küçültme mümkün.

Birazdan açıklayacağım metod ile kitapları .epub’dan .mobi gibi bir uzantıya çevirerek Kindle için mümkün kılacaksınız. Ancak bu dönüştürdüğünüzü paylaşmamanız lazım. Kendi Kindle’ınız için yapmanız lazım sadece. Aksi halde, bu pazara bu güzel oluşuma zarar vermiş oluruz. Zira bu kitap okuma meselesinde daha kaliteli eserlerin devam etmesi ve daha fazla sayıda e-kitabın piyasaya sürülmesini dolayısıyla da pazarın genişlemesini isteriz hepimiz. Örneğin dün aldığım kitabın piyasa fiyatı 18-20 tl gibi bir meblağ. İnternetten alsam kargo ve bekleme süreci ile karşılaşacaktım. Ya da fiziken gidip almak gibi ulaşım meblağlarını da eklediğimde 25-30 ‘lu rakamları görecektim.

Oysaki benim için;

Okumaya devam et Kindle için Türkçe e-kitap satın almanın ve okumanın yolu!

Kindle ile kitap okuma macerası…

Bir önceki yazımda –ki kendisi şurada yer alır- belirttiğim üzere kitap okuma eylemini geleneksel formunun dışında gerçekleştirmeyi mümkün kılan maharetli cihazların gündemde yer ettiğini ifade etmiştim. Kindle ile başlayan keyifli yolculuğuma dair bazı şeyleri paylaşmıştım.

Hatırlatmak gerekirse, kolayca okuma, pratiklik, hafiflik, şarj ettiğin tarihi unutma, uzun ömürlülük, göz yormama, dev arşivi bünyesinde taşıma gibi özellikleri tam tabiriyle bir cep herkülü idi Kindle ve özellikle onun giriş seviyesi cihazı olan Kindle 4. Bu cihazın normal fiyatının 99$ olarak Amazon.com’da satışta olduğunu, sponsor reklamlı modelininse 79$ ile satışta olduğunu ifade etmk gerek. Sponsor reklamlı dediğimiz aslında kötü bir şey değil. Tam aksine çok güzel bir durum. İnternete bağlandığınızda amazon.com’da günlük/haftalık olarak hangi kitabın reklamı varsa afiş halde ekranınıza indiriyor o görseli ve cihazınızı kapattığınızda ana ekrana bu tanıtım reklamı geliyor. Aslında son derece stil durduğunu ve cihazı hoş gösterdiğini ifade etmeliyim. Hatta ve hatta yahu para problem değil, hangisini alayım diyenlere kesinlikle 79$’lık modelini tavsiye ederim.

Cihazla ilgili temel bazı soruları sorup-yanıtlamaya çalışayım.

Okumaya devam et Kindle ile kitap okuma macerası…

Yetenek Savaşları’nda yeni güç! Kenexa artık IBM donanmasında!

IBM dün itibariyle KENEXA şirketini satın aldığını duyurdu. Hisse senedi başına 46 dolar olmak üzere toplamda 1.3 milyar dolara satın aldığını açıkladı.

IBM bu sayede mevcut ve muhtemel müşterilerine de önemli bir aracı sunabilen, bir dizi insan kaynağı yönetim aracını elinde bulunduran Kenexa ile aslında güçlendiğini de ifade etmiş oluyor piyasaya. Zira son dönemde Oracle’ın Taleo ‘yu, SAP’nin Success Factors’u alarak güçlerine güç katmalarıyla Yetenek Yönetimi alanındaki rekabetin geldiği noktada IBM haliyle bu yarışın dışında kalan bir oyuncu görüntüsündeydi.

Kenexa’yı bilenler bilmeyenlere duyursun bu vesilyle zira günümüzdeki en önemli ve etkili yetenek yönetimi sistem ve araçlarının sahibi bir şirkettir kendisi. Süreçler ile insanları entegre edebilen, esnek ve bir dizi kolaylık sağlayabilen Kenexa bu alanda öncü çalışmaları ile de biliniyor. Özellikle cloud tabanlı çalışan alt yapısı ile özellikle büyük sayıdaki kullanıcısı olan şirketler için önemli bir araç oluyordu. Geçtiğimiz ay SAP Turkiye’de katılıp inceleme şansı bulduğum Success Factors’ün de bu anlamda başarılı, mobil ve tablet bağlamında da etkili çözümler sunabildiğini görmek oldukça etkileyiciydi.

“Yetenek yönetimi projelerinin hayatta kalabilmeleri, sağlıklı ve sürdürülebilir sonuçlar üretebilmeleri ancak ve ancak başarılı yazılımla ve teknik imkanlarla mümkün olabiliyor. Özellikle on-boarding, gelişim planlama ve off-boarding bağlamında çalışanla ilgili alınabilecek aksiyonlar entegre araçlarla mümkün olabiliyor. Bu nedenle efektif bir yetenek yönetimi aracı aslında bu tarz çalışmalara girmek isteyenler için ön koşul. Benzetmek gerekirse eğer yemek yemek için çatala kaşığa ihtiyaç duymak gibi.”

Bu hamle ile IBM’in Okumaya devam et Yetenek Savaşları’nda yeni güç! Kenexa artık IBM donanmasında!

(A)Sosyal (KO)Medya

Kim, ne zaman, ne şekilde bir isimlendirme ile çıkıp da Sosyal Medya kavramını ileri sürdü bilmiyorum. Ama Andreas Kaplan ve Michael Haenlein’in 2010’daki tespitine göre Sosyal Medya; “Web 2.0 üzerinde ideolojik ve teknolojik içeriklerin, yapılanmaların kullanıcı merkezli bir şekilde üretilmesine ve geliştirilmesine izin veren  internet tabanlı uygulamaların bütününe” denilmekte.

Böyle tanım cümlesinin bir adım ötesine gidersek özetle şudur aslında; kullanıcı içeriğinin kendisi ve yayıldığı, yayınlandığı, paylaşıldığı her tür platformun genel adıdır. Aklıma takılan 2 husus var efendim bu bağlamda.

  1. Neden Medya ismi ile yola çıkılmış.
  2. Medya neden yetmemiş de önüne Sosyal nitelemesi kondurulmuş.

Üstü çok kapalı olmayan bir giydirme var. Ayan beyan medya ‘nın mevcut haline bir iğneleme söz konusu. Sosyal olmayan bir medya boşluğu vardı ve internet tabanlı kullanıcının içeriğini odak noktasına koyan bir anlayış ile kapıları kırıp, tüm evlere giren bir dizi platformun varlığından söz edebiliriz.

Niteleme önemli bir husustur. Öyle ki; tüm algımızı da yönetir. Bakış açımızı da. Duruşumuzu da, gidişimizi de. Tıpkı 1980’den 2000’li yıllara kadar süregelen lakaplı futbolcular gibi. Hatırlarsınız sanıyorum. Bahsettiğim dönemdeki futbolculardan ön plana çıkanların çeşitli lakapları olur ve onlar o lakapları ile anılırdı hep. Bizdeki iz düşümleri de, konumlanışları da hep farklı olurdu. Okumaya devam et (A)Sosyal (KO)Medya