Dijital Suretler @2. Sosyal Medya ve İK Zirvesi

İnsan Kaynakları ‘nın Yetenek Yönetimi bakış açısı Sosyal Medya’daki temsiller ile bir araya gelirse nasıl olur?

Sosyal mecrada Yetenek neye göre anlaşılır, nasıl algılanır?

2. Sosyal Medya ve İK Zirvesi’nde yaptığım sunumu aşağıda görebilirsiniz.

@Bosphorus Conferences ‘a ve tüm katılımcılara selamlar!

Tüyler Diken..Anadolu Efes Gizli Kamera

Son zamanlarda sıklıkla karşılaştığımız şey doğal hayatın içinde, gizli saklı yapılan biraz da “monte” diyebileceğimiz işler.. Flashmob tadında sokakta bir anda canlanan markaların yada çeşitli kampanyaların belirgin olduğu işleri görebiliyoruz.

En beğendiğim örneklerinden birisi şu ki oldukça sıradışı.. Hele de bir final sınavı için..

Bir de dün itibariyle Anadolu Efes’in Anadolu Efes Basketbol takımına yaptığı sürpriz’in benzer formatta youtube’da paylaşıldığını gördüm.

Zekice kurgulanmış ve o kadar adamı örgütlemek de gayet güzel olmuş. Bu tarz işleri stüdyolarda yapılan, deli gibi prodüksiyon maliyetleri harcanarak sanal işlere nazarla çok daha samimi, içten ve etkileyici buluyorum.

Açıkçası başlığa da yazdığım gibi ilk etki Senden daha güzel derken Tüyler Diken moduna geçmem oldu.

Anadolu Efes’i ve fikrin sahibini tebrik etmeli.. Buyrun efendim. Kimseyi tanımadım benn!

Global marka olan Heinken’in Candidate işinden sonra bunun denk gelmesi. Her 2 markanın da bira markası olması.. Bir başka ilginçlik tabii 🙂

Ruby Wax: What’s so funny about mental illness?

İnanılmaz derecede komik ve akıcı bir TED Talk daha.. En ilginç alıntılanacak kısmı ise; 4 kişiden 1’inin akıl hastalığından muzdarip olması..

Akıl hastalığına yada bilinen tabiriyle delilikle yüzleştiğinizde çevreniz nasıl tepki verir?

Ayağınız kırıldığında geçmiş olsunlar, telefonlar ve ziyaretler olur. Peki ya bir akıl hastalığınız başlıyorsa, başladıysa.. Çevreniz ne yapar? Bir yeriniz yaralıysa “göster” derler, ama zihinde problem olduysa neyi göstereceksiniz? Ya da beynimde sesler var dediğinizde ispat şansınız…

Psikoloji ve psikiyatri dünyasına farklı bir bakış.. Üstelik bizatihi deneyimlemiş birisinden!

Ruby Wax: What’s so funny about mental illness? #TED : http://on.ted.com/lBgm

İnsan Kaynaklarında Yeni Bir Fenomen : LinkedIn

Bir süredir Twitter’da #iksohbeti hashtag ‘i ile her perşembe akşamı güzel konuları ele alıp, tartışmaktayız. Farklı açılardan bakan ve gören kişilerin hem yorumları hem de tecrübi paylaşımları oldukça değerli benim için. Detaylı bilgi için : http://www.twitter.com/iksohbeti

En son gerçekleşen (17 Mayıs 2012) #iksohbeti ‘nde gündeme aldığımız konu iş dünyasına özgü önemli bir mecra ve network olan LinkedIn ‘di.

Buraya da notumu düşmek ve konu hakkında paylaşımda bulunmak istedim.

Genel Bilgi

2002 yılında kurulmuş ve 2003’de piyasaya sürülmüş olan LinkedIn, bugün itibariyle yaklaşık 2000 kişinin çalıştığı ve bünyesinde 161 milyon kullanıcı (Kaynak : Wikipedia ) barındıran dev bir birlik aslında. Geçtiğimiz haftalarda slideshare.com isimli sunum paylaşım sitesini satın alarak iş dünyasının en önemli unsurlarından biri olan sunumları ve renkli dünyayı da bünyesine katmış oldu.

Bir insan kaynakları çalışanı olarak LinkedIn ‘i faydalı bulduğumu ifade ederek başlamalıyım. Özellikle iş dünyasının farklı kısımlarından yer alan birçok profesyonelin bilgilerini açıkça paylaşımda tutan ve kalifiye, istenilen deneyimde ve özellikte çalışanı bulmada oldukça önemli bir mecra olduğu aşikar. Özellikle bu konuda günümüzde dahi birçok kafa avcısı olarak tercüme edebileceğimiz “head – hunter” firmasının elindeki kıymetli özgeçmişleri bir anda piyasaya sunmuş oldu.

İmkanlar

Bu haliyle LinkedIn ‘in “head-hunter” firmalarının bileğindeki altın bileziği iş dünyasındaki firmalara ve İKcılara bedelsiz sunabilen önemli bir platform olduğunu söyleyebilirim.(ki Twitter’da da #iksohbeti ‘ne bu ifademle başlamıştım)

Okumaya devam et İnsan Kaynaklarında Yeni Bir Fenomen : LinkedIn

(A)Sosyal (KO)Medya

Kim, ne zaman, ne şekilde bir isimlendirme ile çıkıp da Sosyal Medya kavramını ileri sürdü bilmiyorum. Ama Andreas Kaplan ve Michael Haenlein’in 2010’daki tespitine göre Sosyal Medya; “Web 2.0 üzerinde ideolojik ve teknolojik içeriklerin, yapılanmaların kullanıcı merkezli bir şekilde üretilmesine ve geliştirilmesine izin veren  internet tabanlı uygulamaların bütününe” denilmekte.

Böyle tanım cümlesinin bir adım ötesine gidersek özetle şudur aslında; kullanıcı içeriğinin kendisi ve yayıldığı, yayınlandığı, paylaşıldığı her tür platformun genel adıdır. Aklıma takılan 2 husus var efendim bu bağlamda.

  1. Neden Medya ismi ile yola çıkılmış.
  2. Medya neden yetmemiş de önüne Sosyal nitelemesi kondurulmuş.

Üstü çok kapalı olmayan bir giydirme var. Ayan beyan medya ‘nın mevcut haline bir iğneleme söz konusu. Sosyal olmayan bir medya boşluğu vardı ve internet tabanlı kullanıcının içeriğini odak noktasına koyan bir anlayış ile kapıları kırıp, tüm evlere giren bir dizi platformun varlığından söz edebiliriz.

Niteleme önemli bir husustur. Öyle ki; tüm algımızı da yönetir. Bakış açımızı da. Duruşumuzu da, gidişimizi de. Tıpkı 1980’den 2000’li yıllara kadar süregelen lakaplı futbolcular gibi. Hatırlarsınız sanıyorum. Bahsettiğim dönemdeki futbolculardan ön plana çıkanların çeşitli lakapları olur ve onlar o lakapları ile anılırdı hep. Bizdeki iz düşümleri de, konumlanışları da hep farklı olurdu. Okumaya devam et (A)Sosyal (KO)Medya

Sosyal Medya Ayakkabısı

Özgür Alaz trendler arasında buna da yer vermişti sanıyorum. Ya da bana öyle geliyor. Şurdan bakabilirsiniz o trend tahminlerine. Gezinirken farkettim. Sosyal medyayı kullanmanın yanı sıra ürünlerinin (somut/elle tutulur gözle görülür) de aktif hayatımızda yer alması yakın gelecek beklentileri arasında yer alıyor.

Sadece uygulama (apps) desteğinin ve temsiliyetinin insan denen yaratılmışların en mukaddesine yetemeyeceği aşikar. Bunun farkına varan “insan ve müşteri odaklı” Nike, bu konuyla ilgili birtakım fotoğraflar yayınlamaya başlamış bile.

Firefox, Twitter ve Google’ın Dunk model ayakkabısını yapılmış! ‘Brass Monki’ lakabıyla tanınan David Reese amcanın tasarladığı bu pabuçların değerinin ise 250 – 400 avro bandında yer alacağı düşünülmekteymiş.

Bir zamanlar graffiti işi ile ciddi derecede ilgilenmiş biri olarak, ABD piyasasından alınabilecek 60 – 100 dolar aralığındaki bu ayakkabıların üzerine “air brush” ile çok çok daha ekonomik olarak bireysel tasarımların yapılabilir olduğunu düşünmekteyim.

Bu sebeple, son kullanıcı nezdinde dünya üzerindeki hemen herkes bu fiyatlara yaklaşamayacaktır. Sadece Gossip Girl ile onun bizdeki çakması Küçük Sırlar ‘da temsil edilen kesimden bahsetmiyorsak. O grupta yer alan kişiler kesinlikle alır! =) Ama yeni farkettim topuğu yok… Almazlar herhalde!

Son olarak belirtmekte fayda var ki! Dost başa, düşman ayağa bakar!